kızıl hatun derlerdi ona.
tutkunun rengini barındıran
kıpkızıl saçları
gözleri dolduğunda yaşlarını saklayamadığı
kocaman anlamlı bakışları vardı.
o gece;
incecik bacaklarının bedenini taşıyacak gücü yoktu.
biraz içmiş olmalı ki
yağan yağmura aldırmadan
kızıl attı dışarı kendisini
sonu belli olmayan bir yolda
mor paltosu yerleri süpürürken
ince bileğini kavrayan siyah topuklu ayakkabılarını
toprağa sanki hayattan hıncını alırmışcasına geçiriyordu.
yağmur damlalarıyla ıslanan toprağın kokusunu
derin derin çekiyordu içine.
tanrı hüznüne ortak etmek için
yağmur damlalarıyla gözyaşlarını buluşturuyordu o masum yüzünde.
düşünceliydi.
belli ki hayat ve içindeki insanlar yormuştu onu.
şarap tadındaki kıpkırmızı boyalı dudaklarıyla
sigarasından bir nefes aldı ve
çatlak sesiyle bir melodi mırıldanmaya başladı.
sarı sokak ışıklarının altında uçuşan sineklerin
son kez dinleyişi idi bu ses.
ölümü andıran toprak kokulu yol bitti.
kızıl sultan 'tık tık tık' topuk sesleri ile gözden kayboldu.
iyi geceler. Tanrılar onu çok sevecekler.
Kızıl hatunun öper seni, sen hep mutlu ol Beste! Kimse üzemesin seni. Kimse kıramasın. kimse harcayamasın. Kimse oynayamasın. Kimseye minnetin olmasın. Kimse için ağlamayasın.Hayat sana güzel olsun. Kıymetli bir roman nasıl kitaplığın baş köşesinde ise sen de benim için kıymetli bir okur olarak önemlilerimdensin artık.

4 kırmızı sever:
kırmızı kırmızı akıyorsun sen sahiden git gide içime. çok keyif alıyorum bir çırpıda kendini okutan yazılarında kayboluyorum adeta.
bebegimsin teşekkür ederim. senin de benden aşağı kalır yanın yok hani :)
günaydın şekercim.
sen bilogunda ciddi ciddi yazıyorsun bense benimkini tam bir tımarhaneye çevirdim ama sözlükte biraz daha akıllı işler yapıyorum sanırım hehhe
rangarengiz en nihayetinde :)
her türlü bebegimsin bebegim. :)
Yorum Gönder