25 Şub 2012

Benim kafam hep güzel.

     Bildiğiniz üzere bir süredir ayrılık sancılarıyla cebelleşiyordum ki şu son zamanlarda bana bir haller oldu. Son günlerde bir odunluk var üzerimde. Hani erkeklere düşüncesizce, malca davrandıklarında söveriz ya "Odun. Öküz. Sığır." diye. Ben de aynı o adamlar gibiyim işte. Hayır olsaydı eğer, "Dünya sikimde değil." bile derdim. O kıvamdayım. Çünkü gerçekten dünya hiç mi hiç umurumda değil. Tuhaf bir mutluluk var üzerimde. Kafama göre ona buna rest çekiyorum. Dalga geçiyorum. Olur olmaz şeylere gülüyorum, ciddiyet yerlerde. Ağlamak mı? O da neymiş? Tuhaf olan şu ki ne zamandır beni terk edip sizin kafanızı şişirmeme neden olan adamı da pek anmıyorum. Takmıyorum ya, sanki onca sancıyı çeken ben değilmişim gibi. Karikatürlerdeki baygın bakışlı hatunlar kadar hafifim. Gerçekten kendimi anlamıyorum. Bomboş bir ruh hali içerisindeyim.

     Karşıma çıksa sırıtır geçerim.


     Çok mu şaşırdınız? Ama yanlış duymadınız. Gerçekten yaparım bunu. İnsan uzaktan bakınca daha iyi görebiliyor hatalarını. Ben senelerce aslında binlerce farklı gibi görünen ama aynı olan tek bir hatayı defalarca affedip hayatıma uyarlamıştım. Ha bir de bunun üzerine kendimi suçlu hissedip vicdan azabı çekmiştim. Suçlu hissettirilmiştim. Onun en büyük politikası buydu. Krizleri hep fırsata çevirirdi. Eğer suçluysa mutlaka bir yolunu bulup üste çıkardı ve kendinde hatayı arayan yine ben olurdum.

     Şimdi de aynısını yapıyorum. Hatayı kendimde arıyorum. Hatta bu kez yanılmadan, aptallık etmeden. Çünkü bu kez hata gerçekten bendeydi. En büyük hatamdı uzatmaları oynamak. Hep görmezden gelip alttan almak. Adam sanmak, inanmak, hep güvenmek ve düzeleciğine olan inanç. Kısacası kendini kandırmak. Ne büyük hatalar yapmışım, tanrım. Altından kalkabildiğime şükrediyorum şimdi geriye baktığımda. Aşkta hata yapmak güzel geliyor insana. Hep aykırı olanı, ayıplananı, mantığının kabul etmediği şeyleri tercih ediyorsun. Akla hizmet eden ne varsa işlevini kaybediyor yani. Yani öyle yarakkürek bir şey işte. Bunca hatayı yapmak güzel geldi de götünü tırmalama evresi kötü işte. Daha çok yakıyormuş meğerse insanın içini. Ama o iç yanma evresi niye bu kadar kısa sürdü, ben onu anlamadım.

    Hani beni mahvetmişti, ben de onu mahvedecektim. Peheeyy!

     N'oldu o arada. Ben ne kaçırdım da bir anda böyle değişiverdi tepkilerim? Daha bir kaç hafta önce "Hele bir karşıma geçsin onun ağzına sıçmayan kızılı ne yapsınlar! Bak gör! Onu mahvedeceğim. Çok pişman olacak. Allah'ın cezası! Rezil edeceğim onu! Belki tokat bile atarım. Evet, evet bir yapıştırsam iyi olacak. Göt gibi bıraktı beni piç! Sürünsün." diyordum. Evet, bunları söylüyordum. Her gece zırlaya zırlaya içimden bunları tekrarlayıp, bol ağlatmalı yazılar yazıyordum. Ama bu sıralar bildiğin odunum.

     Şimdi karşıma çıksa sırıtır geçerim. Selam verirse de kısa keserim, ama yine sırıtır geçerim. Hatta beni görmezse oradan arkama bakmadan uzaklaşırım ki muhatap olmak zorunda kalmayayım.

     Şu an ihtiyacım olan tek şey bir dal sigara. Paketim bitti ve markete gidecek enerjiyi kendime göremiyorum. Yedi yirmi dört yatasım var. Acı mı? Üzüntü mü? O da neymiş? Gerçekten bomboşum ya. Nötr bir bakış var üzerimde tepkilerime. Olur olmaz gülüp duruyorum mesela. Sürekli sarhoş olmak gibi bu. Kafam hep güzel. Ben güzelim. Dünya güzel. Söylenenleri tam olarak dinlemediğim oluyor. Dinleme gereği duymuyorum. He, deyip geçiyorum. Söylediğim gibi ihtiyacım olan tek şey bir dal sigara. Gerisinin koy götüne rahvan gitsin. Tuhaf değil mi? Beni çözebilen beri gelsin. Ama çözemezseniz bozulmam. Artık ben de anlam veremiyorum çünkü.

12 kırmızı sever:

Adsız dedi ki...

ben sana nedenini söyliyeyim. başka birinden hoşlanmışsın da kendine bile itiraf edenmiyosun sadece.şimdi yorumuma gülersin ama dşününce anlarsın beni

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

okurlarımın akıllı olması da ayrı bir şımartıcı etken. niye kızayım bebegim yaa

Rujlubardak dedi ki...

Nedenini boşver kızılım ama sanırım büyük acılar sonrası "odun" olmak gibi bişey var, çünkü bende aynısıyım! (:

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

belki de yaa. hiç böyle olacagımı ummazdım :) deseler gülerdim hatta.

Rujlubardak dedi ki...

En iyisi en güzeli ama insan daha mutlu oluyor daha huzurlu oluyor sonra yalnızlık çok iyi geliyor bi başkasıyla olmuyor en kötü yanı bu ama:)

onur dedi ki...

İnişli çıkışlı bu haller...Uyuşmak. hareketsizlik hatta öyle ki yaşadığına tek kanıt inip kalkan göğsün...içinin acıması... sonra duyarsızlaşmak.... "-evet doğrusu buydu" deyip tekrarlamak durmak ve böylelikle mutsuzluğunu bitirebileceğine dair boş bir inanç...
Açıkçası ben başaramadım yani durgun halim de içinde oldugum boğucu havanın en karakteristik hali....

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

dogru olanı yaptıgımdan eminim ama bu ne kadar bir süreç onu bilemiyorum işte. hep mutlu olmak gibi bir gayem yok. çok sıkıcı bir yaşam olmalı hep mutlu olmalar filan. ben yalnızlıgımı da mutsuzlugumu da severim. beni onlar büyütür ancak.

cips yiyemeyen kız dedi ki...

Ahah öyle tanıdık geldi ki şu halin blogumda şöyle bir kaç ay geriye gitsek çok benzer bir yazı bulabilirim. Bayağı ilerleme kaydediyoruz bebişim az kaldı bitiyor :)

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

cok hızlıyım sanki lan hızıma bereket :))))

Adsız dedi ki...

normalde pek ilgimi cekmez böyle acılar, herkesin acısı kendine içinde yasamalı derim ama sana bişeyler yazma isteği uyandı içimde belki de cok tanıdık geldiği içindr bu duygular.. Tam böyle duyguları yasadğım sırada bir cümle okumustum, 'ayrılık kadınların beyin fonksiyonlarını yavaslatır' belki öyle belki de işimize öyle geldiğinden nedeni hala belli değil, insanlara karsı ilgin kalmıyor ve bir zaman sonra okdar alışıyorsun ki acı cekmenin zevk verdiğini söyleyen mazoşist arkadaşlarla aynı fikre sahp oluyorsun. İlk zamanlar tam böğrüne oturan öküzü tam oracıkta kesip mangal bile yapabiliyorsun afiyetle.bir zaman sonra acını en yakınlarına anlatmaktan bile vazgeciyorsun,onların gördüğü takozla senn gördüğün bir değil ya.. sana o acıları yasatan dingil gelse bile umrunda olmuyor. cünkü artık sen kendine sarılmayı basarabilen, kmseye ihtiyacı kalmayan bana göre güçlü kadınlardan oluyorsun.. Ama geciyor ve onca acılara bile meydan okuduğun için kendine duyduğun saygı her gecen gün daha da artıyor..

onur dedi ki...

Elbette sürekli mutlu olma hedeflenmesi,ahmaklığın en yalın hali... Bir keresinde böyle bir konuyla alakalı olarak,kızmıştım karşımdakine ve "-mutlulukla adam olunsaydı eğer,Polyanna adam olurdu demiştim"...
Şaka bir yana;mutsuzluklarımı seviyorum. Var olmamıza şahit zira ne kadar belirgin hislerimiz var. Mutsuzluk= Nedeniyle aramızda sadık kalan en güçlü bağ...
Herman Hesse, -yanılmıyorsam eğer- "Gertrude" eserinde bunu öylesine güzel ifade eder ki....

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

adsız; teşekkür ederim ilgine. buraya yaşadıklarımı yazmam aslında insanlara kendimi afişe etmek değil ama, sadece rahatlamak. İlgisini çeken okuyor. Ancak ben de farkındayım, bunun dozunu ayarlamaya calışıyorum her zaman. Sosyal konulara hiç değinmeden sadece kendimi yazmam fazlaca bencilce. bunun farkındayım. Teraziyi dengede tutmaya calışıyorum ama yazmak benim en büyük ilacım. Bu blog benim afyonum yani, böylece rahatlıyorum. Yazıma gelince haklısın ne diyeyim. Her şeyi boşlar bir hal içerisindeyim. hatta yaşamış biri olduğuna göre beni en iyi sen anlarsın sanırım. :) teşekkür ederim.

onur; valla haklısın sen de. aşırı mutluluk, sürekli bir mutluluk, ne sıkıcı ne çekilmez olurdu. aman ben almayayım.